2.04.2009

Gerçeğe...

Masallara inanmayacak kadar büyüttüysen yüreğini ve hiç kimsenin dokunamayacağı bir yere taşıdıysan gel otur şöyle, biraz soluklanalım...

Dünü, bu günü ve yarını kaldıralım bir yana. Zamana dair hiç bir şey kalmasın ki zamana bıraktıklarımız bizde kalsın. Pislikten doğan ve bize güzel olarak yutturulmuş herşeyi doğduğu yere gömüp devam diyelim. Diyelim de biz "adam" olmaya ne zaman başladık ?

Vazgeçmeye yakın saatlerde kaybetmişlik hissi artık alışılagelindiyse ağlamayı kesersin. Zırvaların biter, yarışların son bulur. Görkemli zaferlere bağlı yaşarken savunmasızlığa sığınır, bir köşeye çekilip gururunu bir kenara atıverir ve sadece "aşk" dersin. Bir dalga gibi...Marmaranın rüzgarını ardına alıp, gerçeğin kıyılarında kayalara çarpmalısın!

Ve kazandın. Çünkü artık oradaki kaya değil; toprak ,kum ettiğin bir yeryüzü... Gerçeği değiştirdin işte!!! Ey Polyanna uyan! Sofinin dünyası kararıyor. Toparlanın ey sözcükler, insanoğlu kan ağlıyor. Aşk zamanla sevişti, insancıklar...SİZ KAYBETTİNİZ....


Okuduğum kitapların değil ben gerçeğin yalancısıyım.

Yalanım yok, ben bu dünyanın yabancısıyım...

4 comments:

  1. Hayat gülümsetir, hayat ağlatır...
    Ve biz yine hamile kalan faişeleriyizdir onun...
    Bebek?

    ReplyDelete
  2. kaçmak lazım bu diyarlardan

    ReplyDelete
  3. fx: bebek doğacak ve o da sokaklara gidip fahişe olacak...

    terssert: bencede:)

    ReplyDelete
  4. kazanmak isdedigimiz kadar yakınızdır Fınish cizgisine.. Kaybetmeyi kabullendigimiz kadar sonuncuyuz Aşk we Hayat denen hileli yarış parkurunda

    ReplyDelete