Showing posts with label öykü. Show all posts
Showing posts with label öykü. Show all posts

4.16.2010

Gün doğumunu izlemeyeli yıllar olmuştu o gün. Geçen yazdı ve hayatımı, ailemi kaybetmekten korktuğum için uyuyamamıştım kaç gece..

Yenilmemek için kaybedecek şeyleri olmamalı insanın. Herşeyi, herkesi arkasında bırakıp devam edebilmeli. Korku büyük bir zayıflık, acizlik...Düşünmeye engel bi durum.

Birden kendime geldim dün gece. Uyuyamıyordum. Kalkıp su içtim. Korktuğumu fark ettim, ürperdim. İçtiğim suyun tadı zehir gibiydi. Sonra o tadın kendi tadım olduğunu fark ettim. Zehir gibiydim..

Güneş doğmak üzereydi, ve ben korkuyordum.

Bunu fark ettiğimde vazgeçmeliyim dedim. Böyle geceler geçiremem, böyle bir değildim. Geçmişi tekrar yaşayıp aynı şeyler (hatta fazlasını) hissedip tekrar yenilemezdim. Gardımı tekrar almalıydım.

Güneş doğmak üzereydi, ve ben vazgeçiyordum.

Sabaha baktım sonra, taze güzel, arınmış herşeyden. İstanbul geceyi atlatmış.. Gülümsüyor herşey. Tadımdaki zehire rağmen gülümseyebildim. Hala bişeyleri, kendimi değiştrebilirdim. Kaçarak ya da vazgeçerek sadece kendimi kandıracaktım. Büyümeyi reddedecek, çamuruma biraz daha saplanacaktım.

Güneş doğmak üzereydi, yatağıma geri döndüm ve uyudum.Kaybedeceğim bişey vardı. Ve ben kaybetmemek için herşeyi yapacaktım.

12.11.2009

San ki....

San ki ,hiç yokluğunu yaşamamışım, hep varmışsın...

San ki, kadehler devrilmemiş ard arda ve zihnimin en aydın saatlerinde karşımda durmuşsun, o içten tebessümünle ısınıyor odamız...

San ki, hiç nefret etmemişim, öfkelenmemişim, "asla" dememişim ve kalbim çırpınıyor seni için öylece...

San ki, hiç gitmemişsin, her öpüşünde yeniden doğuyor bahar, tenim tenini seviyor, ellerin ellerimi buluyor, yüreğim yüreğinde yanıyor...

San ki, yeninden karşılaşmışız, yeniden tanışmışız, yeniden sevişmişiz...

San ki, yeniden ruhumu gözlerinde aramışım, sigaramı yakarken ruhumuda yakmışsın, en güzel acım olmuş ve yaşarmış gözlerim...

Öyle sanıyorum ki, ölmeyeyeyim..

Ne sandın? Ben gerçekten sevmiştim...

3.18.2009















James Blunt girdi şarkıya.."Same Mistake" diyor...
Eh serde gurur vardıya şimdilerde yerde geziyor.Vazgeçmek yok...yok..yok... diyerek kandırdık kendimizi. "henüz erken" diyerek inanmadık gerçeklere.

Çırpınma boşa bu dava düştü.Şimdi yaz kızım;

İstanbulu yaz... Bahar geliyor şehre, değişecek. Uyanışların, gülüşlerin, şiirlerin ve değişmediğini sandığın herşey değişecek ve herşeyin aynı kaldığını düşündüğün anda geçmişte kalan bir surette anlıyorsun sen büyüyorsun...

Yaz kızım; yağmurdan sonra hala aynı heyecanla gökyüzüne bakıp gülümseyebildiğini, açan çiçeklere aynı heyecanla şaşırabildiğini yaz. Büyütemediğin biri var bir yerlerde, onun hatırı için şarkılar söylediğini, küfrettiğini söyle ve "büyüyorum ve öğreniyorum" palavralarını anlat.

Karar;
Vakit tamam.
Beşiktaş vapuru artık gidiyor. Bir sonraki gelene kadar diline bir şiir tutturacak ve neşeyle bekleyeceksin.

F. Beyrut YILDIRIM

2.28.2009

Şanslı Sigara


Bir varmış bir yokmuş...

Öyle sevmiş ki aşık...Başını kaldırıp bakamayacak kadar sevmiş, gözlerinde boğulacakmış oysa... Bir baksa cehennemde yanacakmış. Sonra sevdiği masada duran paketten bir sigara çıkarıp çakmağı ateşlemiş.

"Şanslı sigara..." diye düşünmüş aşık. "Dudaklarını bulacak önce, sonra ciğerlerine ve yüreğine dokunacak... Benim asla olmadığım ve olamayacağım o yerde..". İçini hüzün kaplamış. Zihnini toparlamaya çalışmış; öfkesi, aşkı, tutkuları, kıskançlığı kavgaya tutuşmuş. Ne zamanı durdurabiliyor ne de bu kavgaya son verebiliyormuş. En sonunda şanslı sigaraya duyduğu kıskançlık ağır basmış ve şu cümleler dökülmüş ağzından;

"Sigarayı bırakmalısın..."

İkiside susmuşlar.

***


Oradasın, tam karşımda

Gözlerimi kaldırdığım an oradasın.
Bana bakıyor, gülümsüyorsun.
Hemen ardından hüzün basıyor,
Hatıralar ile siliniveriyor gülümsemen.

Cebinden paketi çıkarıp

İçindeki en şanslı sigarayı seçiyorsun.
Çünkü o şanslı sigara,
Önce dudaklarını, ardından yüreğini bulacak.
O şanslı sigara,
Senin cehenneminde yanacak…

F.Y


*ya kavgadan "aşk" zaferle çıksaydı?

fotograf: Betül Kurtkaya

7.07.2008

yunusların hikayesi

Her şey o kadar düz o kadar pürüzsüz ki… Zamanı bıraksam avucumdan kayıverecek. Bu pürüzsüzlükte yunus balıklarını yüzdürüyorum ki rahatça konuşabilsinler. Eğer konuşmazlarsa sağ elimin yüzük parmağında boğulacaklar.


Saat gerçeğe çeyrek hayal kadar yakınken yüzük parmağımdaki yunus balıklarından biri diğerini yalnız bırakıp gitti. Diğeri ise bu yalnızlığa dayanamayıp serin sularda son nefesini verdi. İşin acı yanı o, Balinalar gibi karaya vurmak istiyordu ama bir sürat teknesinin altında kaldı. Giden yunus döndüğünde umduğunu bulamama korkusuyla umulmadık bir biçimde bir daha geri dönmedi.
....
fotoğraflar: Betül Kurtkaya