3.23.2010
4.17.2009
Beni besleyip büyütüp bu günlere getiren aileme, internet bağlantısı için TTNET'e, bu blogu açmama vesile olan sevgili Canadalı ressam arkadaşım Aaron 'a, hiç bir masraftan kaçınmayıp bana yazılarım için fotograf çeken Betül Kurtkaya'ya (beyaz yüzlü kız), aşklarıma, ve bir türlü bitiremediğim ama bir gün biteceğini umduğum öyküm "çölde bir gerilla"'ya ve şu an heyecanla adlarını söylemeyi unuttugum herkese çok teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız bu blog olmaz, bu ödül alınmazdı... (ödülü havaya kaldıran smiley).. işte sonunda heykel bende!!! (zafer işareti yapan smiley)
***
Şu an Smart Blogger ödülü sahibini açıklıyorum. Eveet.. Bu ödül bu yıl 3 kişiye gidiyor. Evet 3 kişi, üç tane birincimiz var. Ödülün ilk sahibi...Onu bir gün uykusuz da ya da penguen'de görürseniz şaşırmayın.ha!!! Basketball denince akla hemen onun adı gelir.. Kimdir? And the ödül is gidiyor tooo STİKMAN
(şak şak..arriva riva yehaaaa)
Evet Stikmana kocaman bir alkış... Şimdi bir diğer Smart Blogger ödülünün sahibini açıklıyorum. Blogu ile gönüllere feth etti. O bir Japon filmleri aşığı... O bir artemis.. bir... iki .üüç ..GODDESS ARTEMİS
(Şak şak şak şak.....)
Şimdi ödülümüzün diğer sahibini açıklıyorum. Evet kızlar yüreklerinizi hoplatacak bir isim geliyor şimdi.Hazır olun.. HÜZÜNBAZZ 'a geliyorrrrr!!1
(şak şak şak..alkış kıyamet..bayılan kızlar..)
Bu yıl Smart Blogger Onur ödülünün sahibi ise yörüklerin efendisi FXDEV 'ne veriyoruz. :)
****
Kırmızı halıdan yürüdük, ödülleri dağıttık. Şimdi kokteyl için kop kop peşine düşüyoruz...
3.04.2009
PUŞTSUNUZ
Küfretme özgürlüğümü pek tabii kullanabilirim. Bu birine, bir şeye kızgınlığımdan olmak zorunda da değil. Bu bir tespit...puştsunuz...Değil misiniz? Vah yawrum senin annen de bir melekti...
Her insan zaman zaman puşt olabiliyorsa işte ben o anda ki sana, size diyorum.. Puştsunuz...
Yan gözle kızın bacaklarına bakan adam, puştsun..
Sevgilisi varken başka bir erkeğe "sevgilim yok" diyen kız, puştsun...
Sevdiğine yalan söyleyen kadın,erkek; puştun en önde koşanısın..
Sevmediği halde boşluk doldurmaya çalışan kişi; puştluk senin göbek adın...
Sevmeden sevişenler; puştsunuz!!
Kopya çeken öğrenci; olum puştsun kabul et.
Öğrenciye takan öğretim görevlisi; afedersiniz ama puştsunuz.
İçip, sapıtıp bunu alkole bağlayan bünyeler; puştx10
Din kisvesi altında halt yiyenler; puştsunuz vesselam.
Kırmızı ışıkta geçen şoför; bas gaza puştum baz gaza...
Ve sen ey gönlünü fütursuzca açan ama karmaşalarından kurtulamamış sonra karşısında ki çekip gidince vakkayı anlayamamış insan... Ey gerçekten sevememiş, aşkın içine s.çmış geçmiş insan yavrusu... Ey elini nereye atsa o işi berbat eden ... Kalp kıran, insanlara değer vermeye, dünyayı durdurup kendi etrafında döndürmeye çalışan bünye..
Aynaya bak.
Sende ki puşta selam olsun!
1.16.2009
Ooof ki of Volume !
Ben bugün "final" dönemine girdim sevgili seyirciler. İşte bu yüzden,sırf bu yüzden işte, yaşamdan çok ölüme yakın oldukları için....Başka türlü bir şey benim istediğim...
Ben bu gün..yalan olmasın bu gün değil dün, Bakırköye gittim sevgili izleyiciler. İnanın bana bambaşka bir dünyaya gittim sanki. Başka bir İstanbul tanıdım. Hiç hoşlanmadım ama. Bir New York'lu için New Jersey ne demekse benim içinde Bakırköy odur. İtirazı olan varsa şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun...
Ben bugün Pink Floyd'un How I wish You Were Here şarkısını yeniden dinledim. Baktım bitti bir daha dinledim. Bir daha bir daha... Eskitemedim...
Ben bu gün hiç tanımadığım bir erkeğe sırf bana benziyor diye usulca sokulup "Konyalı mısınız" dedim.
Alper Canıgüz Gizliajans diye bir kitap çıkarmış. Ben bu gün bunu sahaflarda sordum sayın çok özel seyircilerim -evet siz ayrıcalıklısınız- sahafçıoğlu önce "kiiim?" dedi. "Alper Canıgüz...CANI GÜZ..." dedim.Adamın yüzünde garip bir ifade oluştu."Heaa o mu yok ondan " dedi. Aynı ifadeyi Murat Menteş'i sorduğumda da alıyorum. Mesela şu an sizin yüzünüzde de o ifade var... Niye ya niye!!
Muhabiriniz gerçek hayattan bildiriyor sevgili seyirciler.
10.04.2008
Kop kop peşinde
Ne bu arkadaş? Herkes lanet olasıca bir buhrana kapılmış deliler gibi, çılgınlarcasına gidiyor! Herkes bi ayrı bohem...Kimle konuşsam aynı hüzün, aynı keder...
Ey sonbahar, hüznünü severim dediysem öldür bizi demedim. Bu ne yahu, meğer hepimiz ne meraklıymışız aşk acısı içinde bir sonbahar geçirmeye. Pes..e pes doğrusu... Yerim ben böyle aşkın ızdırabını ey sevgili okur, titre ve kendine gel! Kime ne fayda sağladı bu bohem? Kısa ömrümüzden başka ne var elimizde....Söyle allasen ne var?
İkinci bir emre kadar bu blogun adı değişmiştir. Artık "askinpeşinde" değil beyaz yüzlü kız'ın fikri olan "kop kop peşinde" olacaktır.
Yine ikinci bir emre kadar aşk acısı çekmeyi yasaklıyorum. Burada aşk acısı çeken olursada (halay baş ben olmak üzere) üç gün katıksız hapis var.
- eyvaaaaah iyice sıyırdı bizimki sonunda.
- eh binbeşyüz kişiye aşık olursa olacağı budur..bünye kaldırmadı.
- bi ilaç falan mı versek? Freud'un bu gibi durumlar için uygulamaları da var ama...
- ya osmanlı pokesini yedi mi bişeyi kalmaz.
Susun beeeeee,kesin ikinizde!!
-benim bitirmem gereken bir tezşm vardı şey ona bakayım...
- tüüüh bende ocakta yemeği unuttum görüyon mu.
Hahi şöyle akıllı olun....
9.10.2008
Başkaları...
Durup bakıyor insan. Hayatına, yaşadıklarına, etrafına ve yaşananlara… Tanrım, her şey ne kadar da aynı! İnsanlar aynı, duygular aynı… Bu kadar benzerlik varken insan duygularından nasıl emin olabilir?
Önceden aşk vardı… Tatlı, hoş, gülümseten, naneli şeker gibi bir şey işte. Pencere kenarında sokaktan geçsin diye saatlerce beklemekti aşk. Sonra sevmek girdi işe… Korkarak sevmek… Heyecanını yitirmemişti ama bilinmeyenin korkusu vardı. Sonra sevgiyle beraber o sevgiyi ilişki yapabilmek geldi. En zoru da buydu bence. Çünkü insan kendi içinde fırtınalar koparabilir, aşık olup sevebilir, kendi içinde ne istiyorsa onu yaşar. Ama ilişki… Hem aşık olup hem sevecek hem heyecan duyacaksın hem de bunu ilişki haline getirip yaşayacaksın! Eh, zoru başardık insanoğlu olarak. Bunu da halledebildik.
Peki ya sonra? Bundan sonrası hep aynı hikaye. Aşk ,sevgi, heyecan ilişki… bitti mi ? Sil baştan… Aynı şeyleri yaşa yaşa dur. Peki hangisi gerçek? Hangisi saf olandı? İlki mi sonuncusu mu?
Birine bir şeyler hissetmek ve o hissin ne olduğunu bilememek.. .İsim verirsem geçmişe ihanet sayarım. İsim veremesem kendime ihanet ederim. Hiç yaşamasam ki bu en mantıklısı onu yaşamam gerektiğini düşündüren garip bir dürtü var. Bir “güç”… Bu nedir bilmiyorum, belki de herkesin … Kahretsin yine herkesli cümleler kurmaya başladım.
- Belki de başlamalısın..
- Sen kimsin be?
- Bir önemi var mı, ahmet mehmet şükriye..hangisini seçersen...
- Memnum oldum… da yazımda ne işin var?
- Saçmalamaya başlayacaktın daha fazla dayanamadım. Sus sus bir yere kadar.
- Bana baksana sen..
- Pööf tamam kızma… Ama sana bunu söylemek görevim. Başkaları ile başlayan cümleler kumalısın. Çünkü onlar seni görüyorlar. Başkaları hayatın ta kendisidir.
- Sartre öyle demiyor ama? Ne demiş üstad “başkaları cehennemdir”
- Eh yalanda söylememiş… Kimse sana hayatın cennet gibi olduğunu söylemiyor zaten.
- Fakat..
- Ah be canım be, sosyalsin… Güzel görünmek için ruj sürüyorsun. Başkalarına beğendirmek için…. Sonra da başkalarının düşünceleri sana cehennem oluyor. Sen kendi cehennemidesin uyan güzelim u-yan!
- Bu ruju kendimi güzel hissetmek için sürdüm bi kere. Sadece ve sadece kendim için.
- Ama biri çıkıpta “ya fatoş bu rujun rengi sana hiç gitmemiş, şebeğe dönmüşsün” dese anında silersin!
- Fakat ben..
- Tamam, kes. Zıvalama… Asıl konudan uzaklaştırıyorsun beni. Ne demeye gelmiştim…Hah, Canım bak şimdi, sen kendi ikilemlerin içinde boğuşuyorsun. Birini sevdin yaşandı bitti. Şimdi aynı konumda başka bir insana bir şeyler hissediyorsun ve bu geçmişe duyduğun hislerin aslında sahte olduğunu apaçık gösterdi. Herkes bunu söylemiyor muydu? Evet söylüyordu. Yanlışlar mı? Sonuna kadar haklılar… Bu yüzden şunu bil ki aşık falan değilsin. Öbürüne de değildin. Bir gün aşık olursan ben sana haber vericem merak etme….
- Emm..şeyy..
- Haydi eyvallah kendine dikkat et…
- Peki
Vallahi gitti… Bu neydi şimdi ya? Tövbe tövbe nerde bir manyak var beni bulur zaten. Neyse ne diyordum ben? Heh.. Başkaları ile başlayan cümleler…. Yani insanların düşünceleri ve bizim duygularımız…
- Selam!
- Haydaaa sen de kimsin?
- Öyle biriyim işte, ya sen_?
- Ben bu yazının yazarıyım…
- Ah tabii ya..Çok özür dilerim bir an dalmışım.. Yazın üzerimde düşünüyordum da!
- Yaaa?
- Başkaları…. İnsanlar… Onlar ne kadar önemli ki ? Senin hayatın hakkında e biliyorlar dane kadar objektif olabilecekler ? Onlar görmek istediklerini görürler. Senin için seçtikleri kılfa uyuyor musun? O zaman senden mükemmeli yoktur. Fakat herkesin kendi kılıfı olduğu içinde mükemmel insan yok..
- Ne güzel konuştun öyle!
- Teşekkür ederim. Şu ikilemine gelince… Çok kafana takma. Ya hissettiğin şey aşksa? Benzer şeyler hissediyorum diyorsun, belki de bu aşktır ve sen yeniden hissediyorsundur?
- Olabilir… Öle olmasını umut ediyorum.
- Umut etme, yaşa gitsin ne çıkar? Neyse gitmem gerek, sana kolay gelsin
- Teşekkürler..
Ahh nasılda içime su serpildi... Her kimse çok güzel konuştu valla. Tabii ya, başkalarından bana ne? Başkaları için yaşasaydım bende bir başkası olurdum. Ama hayır ben buyum. Ben buyum um ve kime ne hissettiğimi çok iyi biliyorum. Mesela aşağıdaki resimdeki kediyi çok sevdim geçen gün... Acaip bir sevgiydi, yok ötesi...
Sevgiler...:)
2.17.2008
Aşk acısı sen şöyle bi kenara çekil bakalım yeğenim, dertler kederler hayde yawrum yallah! Herkes kelimeleri serbest bıraksın, salıverin yahu. Bizim işimiz varsın şimdi. Eveeeet, hemen belimize birşeyler bağlıyoruz. Yeni başlayanlar için, kalça iki öne bir arkaya...Ritme uyun..Beyler hadi sizde...
Eller havaya MEZDEKE!!!!
:)

